Archive for the 'Sanatsal Kaygı' Category



The Dark Knight

The Dark Knight

O… Çocukları

Filmin hikayesi, yönetmeni, oyuncu kadrosu ve beklentiler.. Şu aşamada bunların konuşulmayacağı aşikar. Bir kere filmin adı bile sansasyon olmaya yetiyor. Konusu ise medyanın üzerinde kliitlenip kalacağı türden. 16 Mayıs’da gösterime girmesi planlanıyormuş. Uzun süredir beklenilen afiş de piyasaya sürüldü.Aşağıda filmin özeti mevcut. Son olarak bu filme bilet alırken yaşanılması muhtemel bir diyalogla kapatayım yazıyı.

-Buyrun efendim.
-Ee şey..Ben şeye bilet istiyorum.
-Buyrun efenim..Hangi filme istiyorsunuz?
-Şeye yaa.. Şey çocukları işte.
-Ne çocukları anlamadım?
-Şey işte O… Çocukları’na..
- Aa..evet anladım. O… Çocukları’na bilet istiyorsunuz. Öğrenci, tam?

Tabii şu salonda oynayan film diye de geçebilirsiniz bu aşamayı. Merak ettiğim şey ise, filmin bu isimle vizyona girip girmeyeceği konusu..

***

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra siyasi suçlu olarak aranan bir karı-koca yurtdışına kaçmaya karar verir. Ama çocukları bu konuda onlar için en büyük engeldir. Yurtdışına kaçmadan önce çocuklarını bırakacakları güvenli bir yer ararlar. Çift sonunda çocuklarına ‘en güvenli yer’ olarak ‘Mehtap Anne’nin yuvasını seçer. Onların çocuklarını bıraktıkları yer aslında eski bir hayat kadını olan ‘Mehtap’ın bu işi bıraktıktan sonra halen hayat kadınlığını sürdürenlerin çocuklarını bıraktıkları ‘Emanetçi Anne’ evidir…

Karı-koca yurtdışına kaçtıktan bir müddet sonra çocuklarını alması için bir İtalyan kızı Türkiye’ye gönderir. İtalyan kız, ‘Emanetçi Anne’ye bırakılan çocuğu alıp anne – babasının yanına götürmek isterken kendini bir dizi ilginç olayın içinde bulur.

O… Çocukları

Filmin hikayesi, yönetmeni, oyuncu kadrosu ve beklentiler.. Şu aşamada bunların konuşulmayacağı aşikar. Bir kere filmin adı bile sansasyon olmaya yetiyor. Konusu ise medyanın üzerinde kliitlenip kalacağı türden. 16 Mayıs’da gösterime girmesi planlanıyormuş. Uzun süredir beklenilen afiş de piyasaya sürüldü.Aşağıda filmin özeti mevcut. Son olarak bu filme bilet alırken yaşanılması muhtemel bir diyalogla kapatayım yazıyı.

-Buyrun efendim.
-Ee şey..Ben şeye bilet istiyorum.
-Buyrun efenim..Hangi filme istiyorsunuz?
-Şeye yaa.. Şey çocukları işte.
-Ne çocukları anlamadım?
-Şey işte O… Çocukları’na..
- Aa..evet anladım. O… Çocukları’na bilet istiyorsunuz. Öğrenci, tam?

Tabii şu salonda oynayan film diye de geçebilirsiniz bu aşamayı. Merak ettiğim şey ise, filmin bu isimle vizyona girip girmeyeceği konusu..

***

12 Eylül 1980 ihtilalinden sonra siyasi suçlu olarak aranan bir karı-koca yurtdışına kaçmaya karar verir. Ama çocukları bu konuda onlar için en büyük engeldir. Yurtdışına kaçmadan önce çocuklarını bırakacakları güvenli bir yer ararlar. Çift sonunda çocuklarına ‘en güvenli yer’ olarak ‘Mehtap Anne’nin yuvasını seçer. Onların çocuklarını bıraktıkları yer aslında eski bir hayat kadını olan ‘Mehtap’ın bu işi bıraktıktan sonra halen hayat kadınlığını sürdürenlerin çocuklarını bıraktıkları ‘Emanetçi Anne’ evidir…

Karı-koca yurtdışına kaçtıktan bir müddet sonra çocuklarını alması için bir İtalyan kızı Türkiye’ye gönderir. İtalyan kız, ‘Emanetçi Anne’ye bırakılan çocuğu alıp anne – babasının yanına götürmek isterken kendini bir dizi ilginç olayın içinde bulur.

Eraserhead

David Lynch’in çektiği ilk uzun metraj film olan Eraserhead açık bir şiddet ya da seks sahnesi içermeyen filmde, 18 yaşındakiler için seyir yasağı uyarısı var. Baştan sona akla ziyan metaforlarla ilerleyen siyah-beyaz filmin senaryosu ve film müzikleri de yönetmene ait. Yönetmenin bilinçaltına itilmiş babalık korkularını su yüzüne çıkardığı ve çoğu izleyici tarafından fazlasıyla tuhaf bulunan kabus havasındaki film, kısa sürede sürrealistik kült film mertebesine yükseldi.

Sıradışı filmler başlıklı bir yazıda denk geldim Eraserhead’e, aynen şu yukarıdakiler yazmakta orda.Üniversite 2.sınıftayken, Critical Reading dersine gelen hoca izletmişti bu filmi bize. Ben daha önce tv.de izlemiştim ama tekrar izlemek istiyordum. Film bittiğinde, sınıftakilerde bir rahatsızlık vardı. Nerdeyse ben hariç kimse filmi beğenmemişti. Burada kendime pay biçme derdinde değilim, insanların filmden rahatsız olmasını da gayet iyi anlıyorum aslında. Durağan, metaforu bol olan, kasvetli filmleri izleyici beğenmek zorunda değil. Zevk meselesi bir yerde. Ben beğenmiştim ama..hatta David Lynch’e olan sevgim daha da artmıştı. Bu blogun popüler olmadığı zamanlarda, “Birkaç yönetmen üzerine” başlıklı bir yazı yazmıştım.Orada biraz daha detaylı bir biçimde bahsettik David Lynch’ten. Merak eden buyursun, okusun o yazıyı..

Kült film nedir, ne değildir? tartışmasına sonra girmeyi taahhüt ederek, kimseden destur almadan Eraserhead filmine “kült film” yorumu yapıyorum.Aksini düşünenleri de dinlemeye hazırım tabii..

Eraserhead

David Lynch’in çektiği ilk uzun metraj film olan Eraserhead açık bir şiddet ya da seks sahnesi içermeyen filmde, 18 yaşındakiler için seyir yasağı uyarısı var. Baştan sona akla ziyan metaforlarla ilerleyen siyah-beyaz filmin senaryosu ve film müzikleri de yönetmene ait. Yönetmenin bilinçaltına itilmiş babalık korkularını su yüzüne çıkardığı ve çoğu izleyici tarafından fazlasıyla tuhaf bulunan kabus havasındaki film, kısa sürede sürrealistik kült film mertebesine yükseldi.

Sıradışı filmler başlıklı bir yazıda denk geldim Eraserhead’e, aynen şu yukarıdakiler yazmakta orda.Üniversite 2.sınıftayken, Critical Reading dersine gelen hoca izletmişti bu filmi bize. Ben daha önce tv.de izlemiştim ama tekrar izlemek istiyordum. Film bittiğinde, sınıftakilerde bir rahatsızlık vardı. Nerdeyse ben hariç kimse filmi beğenmemişti. Burada kendime pay biçme derdinde değilim, insanların filmden rahatsız olmasını da gayet iyi anlıyorum aslında. Durağan, metaforu bol olan, kasvetli filmleri izleyici beğenmek zorunda değil. Zevk meselesi bir yerde. Ben beğenmiştim ama..hatta David Lynch’e olan sevgim daha da artmıştı. Bu blogun popüler olmadığı zamanlarda, “Birkaç yönetmen üzerine” başlıklı bir yazı yazmıştım.Orada biraz daha detaylı bir biçimde bahsettik David Lynch’ten. Merak eden buyursun, okusun o yazıyı..

Kült film nedir, ne değildir? tartışmasına sonra girmeyi taahhüt ederek, kimseden destur almadan Eraserhead filmine “kült film” yorumu yapıyorum.Aksini düşünenleri de dinlemeye hazırım tabii..

The Cranberries – Linger " Live In London "

The Cranberries dinlediğim için mi Dolores’e aşık oldum yoksa Dolores’e aşık olduğum için mi Cranberries dinliyorum..hala çözemedim.. Allah’ım bu nasıl bir sestir..bu ne duruluktur..

Bazen diyorum ki, her şeyi bırakıp Limerick’e..Onun yanına gitmek lazım. Evli barklı kadın tabii ki, ama bana da kapısını açar herhalde. Yaptığı leziz turtanın eşliğinde, arka bahçede eşi ve çocuklarıyla birlikte oturuyorken, gitarını benim için tıngırdatıp, sesindeki o dehşet inişleri çıkışları benim için yapar..Bütün bir Cumartesi gününü onu dinleyerek geçirebiliriz…Ne hayal ama..

if you, if you could return
don’t let it burn, don’t let it fade
i’m sure i’m not being rude
but it’s just your attitude
it’s tearing me apart, it’s ruining everyday
i swore
i swore i would be true
and honey so did you
so why were you holding her hand? is that the way we stand?
were you lyin all the time? was it just a game to you?
but i’m in so deep
you know i’m such a fool for you.. you’ve got me wrapped around your finger
do you have to let it linger?
do you have to
do you have to let it linger?
oh i thought the world of you
i thought nothing could go wrong, but i was wrong
i was wrong
if you, if you could get far trying not to lie
things wouldn’t be so confused
and i wouldn’t feel so used
but you always really knew..i just wanna be with you
and i’m in so deep
you know i’m such a fool for you
you’ve got me wrapped around your finger
do you have to let it linger?
do you have to
do you have to
do you have to let it linger?….
e(256,381507,’poison’);

The Cranberries – Linger " Live In London "

The Cranberries dinlediğim için mi Dolores’e aşık oldum yoksa Dolores’e aşık olduğum için mi Cranberries dinliyorum..hala çözemedim.. Allah’ım bu nasıl bir sestir..bu ne duruluktur..

Bazen diyorum ki, her şeyi bırakıp Limerick’e..Onun yanına gitmek lazım. Evli barklı kadın tabii ki, ama bana da kapısını açar herhalde. Yaptığı leziz turtanın eşliğinde, arka bahçede eşi ve çocuklarıyla birlikte oturuyorken, gitarını benim için tıngırdatıp, sesindeki o dehşet inişleri çıkışları benim için yapar..Bütün bir Cumartesi gününü onu dinleyerek geçirebiliriz…Ne hayal ama..

if you, if you could return
don’t let it burn, don’t let it fade
i’m sure i’m not being rude
but it’s just your attitude
it’s tearing me apart, it’s ruining everyday
i swore
i swore i would be true
and honey so did you
so why were you holding her hand? is that the way we stand?
were you lyin all the time? was it just a game to you?
but i’m in so deep
you know i’m such a fool for you.. you’ve got me wrapped around your finger
do you have to let it linger?
do you have to
do you have to let it linger?
oh i thought the world of you
i thought nothing could go wrong, but i was wrong
i was wrong
if you, if you could get far trying not to lie
things wouldn’t be so confused
and i wouldn’t feel so used
but you always really knew..i just wanna be with you
and i’m in so deep
you know i’m such a fool for you
you’ve got me wrapped around your finger
do you have to let it linger?
do you have to
do you have to
do you have to let it linger?….
e(256,381507,’poison’);

Bir Fenerbahçelinin Aşkla İmtihanı

Başlığa bakıp aldanmayın. Kendi özel hayatımı anlatmayacağım bu yazıda tabii ki.. 2 Süper Film Birden ve Plajda filmlerinden hatırladığımız Murat Şeker‘in yeni projesinden bahsediyorum. Romantik-Komedi tarzında olacak bu filmde Tolgahan Sayışman ve Gamze Özçelik oynayacak.Filmde ayrıca Ali Erkazan,Suzan Aksoy, Ayten Uncuoğlu ve Yasemin Öztürk de olacakmış. Sinema.com’un haberine göre; filmde Sarp Apak,Erhan Emre,Feridun Düzağaç ve Murat Akkoyunlu gibi tanınmış simalar da var.

9 Haziran’da çekimlerine başlanacak filmin konusu ise özet geçmek gerekse, Tolgahan Sayışman fanatik bir Fenerbahçe taraftarını oynarken, Gamze Özçelik ise onun aşık olduğu aşka küsmüş işkolik bir iş kadınını canlandıracakmış.

Neden mi “Bir Fenerbahçelinin Aşkla İmtihanı” ? Fenerbahçe demek aşk demek..Aşk, Fenerbahçe demek de ondan..

Bir Fenerbahçelinin Aşkla İmtihanı

Başlığa bakıp aldanmayın. Kendi özel hayatımı anlatmayacağım bu yazıda tabii ki.. 2 Süper Film Birden ve Plajda filmlerinden hatırladığımız Murat Şeker‘in yeni projesinden bahsediyorum. Romantik-Komedi tarzında olacak bu filmde Tolgahan Sayışman ve Gamze Özçelik oynayacak.Filmde ayrıca Ali Erkazan,Suzan Aksoy, Ayten Uncuoğlu ve Yasemin Öztürk de olacakmış. Sinema.com’un haberine göre; filmde Sarp Apak,Erhan Emre,Feridun Düzağaç ve Murat Akkoyunlu gibi tanınmış simalar da var.

9 Haziran’da çekimlerine başlanacak filmin konusu ise özet geçmek gerekse, Tolgahan Sayışman fanatik bir Fenerbahçe taraftarını oynarken, Gamze Özçelik ise onun aşık olduğu aşka küsmüş işkolik bir iş kadınını canlandıracakmış.

Neden mi “Bir Fenerbahçelinin Aşkla İmtihanı” ? Fenerbahçe demek aşk demek..Aşk, Fenerbahçe demek de ondan..


Kategoriler


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.