Archive for the 'Fenerbahçe' Category



Bu Da Bana Kapak Olsun vol.3


İçimden maç öncesi, “Şimdi ben dün Güiza’nın Pes’te kaçırdığı gol videosunu blogda paylaştım ya, eleman gider bu maçta 30 metreden falan sallar bir tane, apışıp kalırım öyle” diye geçirmek ve 30 metre olmasa da Güiza için gayet uzun sayılabilecek bir mesafeden, harika bir vuruşla gelen golle kapak efektini gülerek hissetmek. Maçın benim adıma özeti budur. Onçün, uzun uzun yazmaya gerek yok bu maça dair.

Her Fenerbahçelinin takıntılı olduğu futbolcular vardır. Kimi Deniz’i her daim eleştirir, kimi Selçuk’u misal. Benim de Güiza’yla geçtiğim dalganın haddi hesabı yoktur. Bir kısmına blogda şahit oldunuz zaten. Şimdi onca laf ettiğim, dalga geçtiğim adamın attığı bu golün ardından bir müddet susmak lazım. Bazen susmayı bilmek de bir erdemdir. Bu da öyle anlardan biridir.
Şöyle bir iki maç geçsin, ondan sonra dayanamayız, konuşuruz ama yine.
Uçan Hollandalı‘ya özel not: Bizim iddia hala geçerli değil mi ? Sanırım senin iddia ettiğin gol sayısına 3 gol kaldı. Yanılmıyorum öyle değil mi?

Fenerbahçe Yarı Finalde!


Voleybol Bayanlar Türkiye Kupası’nda yarı finale çıkmak, hele bir de bunu Galatasaray’ı eleyerek yapmak, gerçekten de paha biçilemez.

Meleklerle gurur duymaya devam…
FENERBAHÇE -GALATASARAY: 3-1

Salon: TVF 50. Yıl

Hakemler: İlhami Şenyurt, Hikmet Ay

Fenerbahçe : Çiğdem, Gamova, Natasa, Eda , Dirickx, Seda, Nihan (L), Songül, Blom, Naz

Galatasaray: Özlem, Djirisilo, Valeska, Krismanovic, Elif, Dilara, Ayça (L), Bahanur, Neslihan, Gözde, Burcu

Setler: 24-26, 25-22, 25-14, 25-20

Süre: 107 dakika (28-27-24-28)

Fenerbahçe Oynasın Fenerbahçe Kazansın!

el burrito @ Twitter (5 saat önce): Yine bir deplasman maçı ve üstüne Gençler’in belalısı Alex’in yokluğu… Aranızda bu maça dair büyük heyecan duyan var mı?

el burrito @ Twitter (5 saat önce santi‘nin yazdığına cevaben): Takım deli top oynasa, kanatları kullansa, rakibe saçma sapan gol fırsatları vermese ve güle oynaya 3 puanla dönse,ben de şaşırsam.

***
Maç biter. Oynanan futbol yine şaşırtmamıştır. Daum da maç esnasında yaptıklarıyla şaşırtmamıştır vs.
Blogdaki maç yazısı için resmi siteden fotoğraf seçeyim diye Fenerbahce.org’a tıklayan el burrito’nun karşısına yukarıda gördüğünüz şey çıkar. Fenerbahçe oynar, sen kazanırsın… Reklamın sloganı bu. Düşündürür bu slogan. Uzun uzun düşündürür…
Sonra da şunu dedirtir.
Beni boşverin be hacı!
Fenerbahçe oynasın, Fenerbahçe kazansın.
Daha da yazılmaz bunun üstüne.

Ona Efsane Olacak Diyorlar

Her ne kadar şu an bir eğitim kurumunda öğretmen olarak vazifeli olsam da, bir yandan da Kpss’ye hazırlanmaya çalışan bir öğrenciyim. Çok sistemli çalışamıyor oluşum ve en son bundan 10 sene önce Lise1’de görmüş olduğumdan, matematik konusunda ciddi problemlerim var. Daha makine soğuk yani, ısınamıyor daha yalın bir ifadeyle. Bugün girdiğim en son Kpss denemesinde yine 10 soru yapabildim (toplamda 30 soru var). Daha fazlasıyla uğraşmak istemedim. Böyle tabir-i caizse, matematiği şu an bünyemin kaldıramadığını düşünüyorum. Daha doğru bir ifadeyle, “alışmadık bünyede matematik durmaz“, demek gerek. Neyse, nereden çıktı bu matematik, bünye vs. diyenler olmuştur. Efendim, şimdi bakıyorum, resmi sitede hanidir bi Emre’yi şirin gösterme, sevmeyene sevdirme çabaları filan var. Lakin bunlar yetmezmiş gibi, bi de Emre’yi “bir gün efsane olacak abisi” modunda sunmaya başladılar. Sistematik duyarlılaştırma demek lazım buna. Uydurdum ama oldu sanırım.

Evet, Emre bu sene Fenerbahçe adına sahada en çok mücadele eden oyuncudur, sezon başından beri takımın en iyi ismidir. Bunları kabul ediyorum elbette. Fakat, Emre’yi şirin gösterme ve efsane payesine yaklaştırma komedisi nereden çıktı? Hayırdır?
Hele bir Emre’den önce Fenerbahçe’de efsane olan ve bugün hala efsane diye anılan futbolcuları hatırlayın. Ondan sonra, “yahu, biz ne yapıyoruz?” diyecek misiniz bakalım? Emre’nin bünyesine Fenerbahçe’nin efsanesi olma bol gelir. Bunu görememek de ilginç.
Papazın Çayırı’ndan Rehavet geçenlerde, “Emre’nin takımın en iyisi olmasından rahatsızlık duyan tek ben miyim?” diye sormuştu. Yalnız değilsin Rehavet kardeşim, sesimi çıkardığım an tepeme binecekler var belki çevremde ama yine de “yalnız değilsin, ben de varım” diyorum.
Son olarak yazının sebebini tam olarak idrak edemeyenler olursa, önce aşağıda linklerini vereceğim yazıları okusunlar, ondan sonra “neden Emre’ye böyle bakıyor oluşumuzu” sorgulasınlar demek lazım. Ödeviniz, şayet kabul ederseniz, önce bu yazıları okumaktır. Üşengeçlikten ve de aynı şeyleri tekrar tekrar yazmak artık hoşuma gitmediğinden, Emre’ye bakışı benimle aynı olan abilere, kardeşlere yönlendiriyorum blogun okurlarını.
Kolay gelsin.
not: başlık için de Emre’nin elindeki gazetenin manşetinden esinlendiğimi itiraf edeyim.

Melekler Final Four’da

Bayanlar Voleybol Şampiyonlar Ligi’nde Rusya’da 3-0 yendiği Odintsovo’yu burada da 3-0 yenen Fenerbahçe, Cannes’da düzenlenecek Final Four’a gitmeye hak kazandı. Bir set aldıkları takdirde bile dörtlü finale adını yazdıracaktı Melekler ama yine set vermeden ve tabii ki yine mağlubiyet almadan, net bir skorla işi bitirdiler.

İlk seti aldıktan sonra, kenardaki oyuncular haliyle oyuna girdi. Melekler zaman zaman sendeler gibi olsalar da, diğer iki seti de almasını bildiler.
Voleyboldan çok iyi anlayan ve Fenerbahçe’yi takip eden kişiler var blog aleminde, onlar daha iyi bilir gerçi ama yine de yazmadan edemeyeceğim. Hollandalı oyuncu Alice Blom transfer edildiğinde hakkında gayet olumlu şeyler okumuştum ama sezon başladıktan sonra kendisini pek piyasada görmedim (beklentinin aksine yani). Bugün oyuna girdiğinde, hiç abartmıyorum, “Yahu sen yaşıyor muydun?” tepkisi verdim hatta. Maçı anlatan Güven Göktaş ve yorumcu Alev Anakök (isimler konusunda yanlışım varsa düzeltin), Blom’un bu maçtaki performansının şaşırtıcı olduğunu belirttiler. Hakkaten de iyi bir oyun çıkardı. Şimdi burada bir gariplik var. Blom sıradan bir oyuncu mudur ki, bugün çok iyi oynaması şaşırtıcı oldu? Yahut sıradan bir oyuncuysa, o zaman neden geldiğinde hakkında gereğinden fazla olumlu şeyler yazıldı, çizildi? Evet, sorum budur.

Esas mevzuya dönecek olursak, 3-4 Nisan tarihlerinde Fransa’nın Cannes şehrinde oynanacak final-foura kalan Fenerbahçe ilk maçını 3 Nisan’da CR Cannes ile yapacak.

Her zaman yazdığımızı tekrar yazalım, adettendir, “Meleklerin sözü var!”
***

FENERBAHÇE -ODİNTSOVO: 3-0

Salon: TVF 50. Yıl

Hakemler: Dusan Hodon (SVK), Ritvars Alksnis (LAT)

Fenerbahçe Acıbadem: Seda, Çiğdem, Gamova, Natasa, Eda, Dirickx, Nihan (L), Songül, Naz, Blom, Merve

Odintsovo: Zhadan, Kosheleva, Lisovskaya, Fateeva, Pequeno Paula, Oliveria, Kryuckova (L), Pankova , Shmeleva, Bogacheva, Markova

Setler: 25-17, 25-22, 25-23

Süre: 75 dakika (24-25-26)

***
Varol Döken’e özel not: İpek’in yarın doğum günüymüş, haberin ola!

Sinyal #5

Fenerbahçe Stadı, Maraton tribününden bir sinyal manzarası… ya da “dağcıları kıskandıracak beceri” gazetenin deyimiyle…

foto: Oktay ağabey’in arşivinden…

FenerBlog Açılmıştır (Nihayet)


Beklenen gün gelecekse, çekilen çile kutsaldır… Hanidir merakla açılmasını beklediğimiz (kıyısından köşesinden destek vermeye çalıştığımız hatta), piyasadaki Fenerbahçeli blogları tek bir kaynaktan takip etmemizi, bilmediklerimizi tanımamızı sağlayacak ve nihayetinde Fenerbahçe’yi yaşayan, Fenerbahçe’yi yazanları yine Fenerbahçe bayrağının gölgesinde buluşturacak olan FenerBlog açılmıştır.

Hayırlı uğurlu olsun.
Emeği geçen herkse sonsuz teşekkürler…


Kategoriler


Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.